RumySpace

Paralel Evren İddiası Nereden Çıktı?

Paralel evrenler fikri, popüler kültürde sıkça karşımıza çıksa da, bilim dünyasındaki kökenleri aslında "saçma" görünen bir matematiksel zorunluluktan doğmuştur. Her şey 1900'lü yılların başında Kuantum Mekaniği'nin doğuşuyla başladı. Bilim insanları atom altı parçacıkları inceledikçe, bir parçacığın aynı anda birden fazla yerde olabildiğini (süperpozisyon) fark ettiler. Bu durum, fizikçiler için büyük bir sorundu: Eğer bir parçacık her yerdeyse, biz ona baktığımızda neden sadece tek bir yerde görüyorduk? 1957 yılında Hugh Everett adında genç bir fizikçi, o zamana kadar kimsenin cesaret edemediği bir iddia ortaya attı: Parçacık aslında her yerdedir, ancak biz gözlem yaptığımızda evren dallara ayrılır. Yani, her olasılık aslında kendi evreninde gerçekleşmeye devam eder. Bu, "Çoklu Dünyalar Yorumu" olarak tarihe geçti. haberler
İddianın bir diğer güçlü ayağı ise "Kozmik Enflasyon" teorisidir. Evrenin Büyük Patlama'dan (Big Bang) hemen sonra, saniyenin çok küçük bir diliminde ışıktan hızlı bir şekilde genişlediği düşünülüyor. Modern kozmolojiye göre bu genişleme, evrenin bazı bölgelerinde durmuşken bazı bölgelerinde sonsuza kadar devam ediyor olabilir. "Ebedi Enflasyon" denilen bu senaryoda, bizim evrenimiz devasa bir köpük banyosundaki tek bir kabarcık gibidir. Dışarıda, kendi fizik kurallarına sahip milyarlarca başka "kabarcık evren" oluşmuş olabilir. Bu teoriye göre, uzay o kadar büyüktür ki, her olasılık bir yerlerde mutlaka gerçekleşmek zorundadır. Bu da, sizin tıpatıp aynınızın olduğu ama bugün kahvaltıda çay yerine kahve içtiği bir evrenin varlığını matematiksel olarak mümkün kılar.
Üçüncü büyük destekçi ise Teorik Fiziğin göz bebeği olan "Sicim Teorisi"dir. Sicim teorisi, evrenin bildiğimiz 3 boyut (artı zaman) yerine 10 veya 11 boyuttan oluştuğunu öne sürer. Bizim algılayamadığımız bu ekstra boyutlar, farklı evrenlerin birbirine çok yakın ama birbirine temas etmeden durduğu "zar evrenler" (branes) oluşturabilir. Bu teoriye göre, paralel evrenler milyonlarca ışık yılı uzakta değil, aslında bizim hemen yanımızda, ancak farklı bir boyutta asılı duruyor olabilirler. Yer çekiminin diğer kuvvetlere (elektromanyetik kuvvet gibi) göre neden bu kadar zayıf olduğu sorusuna verilen cevaplardan biri de budur: Belki de yer çekimi, başka bir evrenden bizim evrenimize sızıyordur.
Peki, bu iddiaları kanıtlayabilir miyiz? Bilim insanları şu an gökyüzündeki Kozmik Mikrodalga Arka Plan Işıması'nda (Big Bang'den kalan yankı) garip "soğuk lekeler" veya dairesel izler arıyorlar. Bu izler, başka bir evrenin bizim evrenimize geçmişte çarpmış olabileceğine dair "kozmik bir morluk" olabilir. Eğer böyle bir iz kesin olarak bulunursa, paralel evrenler bir iddia olmaktan çıkıp kanıtlanmış bir gerçekliğe dönüşecek. Ancak şimdilik bu durum, evrenin en büyük matematiksel gizemlerinden biri olarak kalmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER

NASA Paralel Evreni Keşfetmedi! Çoklu Evren Teorisi Bilimsel mi? Antarktika Deneyleri Ne Ölçüyor?