Satürn, Güneş Sistemi’nin Güneş’ten itibaren altıncı gezegeni ve
Jüpiter’den sonra ikinci en büyük gezegenidir. Adını Roma
mitolojisindeki tarım ve zaman tanrısı Satürn’den alır. Bir gaz
devi olan Satürn’ün katı bir yüzeyi bulunmaz; büyük oranda hidrojen
ve helyumdan oluşur.
Satürn, Güneş Sistemi’ndeki en belirgin ve geniş halka sistemine
sahip gezegendir. Bu halkalar, büyük ölçüde buz parçacıkları,
kayaçlar ve tozdan oluşur. Halka sistemi yüzlerce bin kilometre
genişliğe sahip olmasına karşın kalınlığı yalnızca birkaç yüz
metredir.
Gezegenin atmosferi, Jüpiter’e benzer biçimde bantlar ve fırtına
sistemleri içerir. Satürn’de gözlemlenen rüzgâr hızları saatte
1.800 km’yi aşabilmektedir. Kuzey kutbunda bulunan ve altıgen
şekliyle dikkat çeken dev fırtına sistemi, Satürn’ün en ilginç
atmosferik yapılarından biridir.
Satürn, kendi ekseni etrafında yaklaşık 10,7 saatte dönerken,
Güneş etrafındaki bir turunu yaklaşık 29,5 Dünya yılında
tamamlar.
Satürn’ün iç yapısının, merkezde küçük fakat yoğun bir çekirdek,
bunun üzerinde metalik hidrojen ve en dışta moleküler hidrojen
tabakalarından oluştuğu düşünülmektedir. Jüpiter’e kıyasla daha
düşük yoğunluğa sahip olması nedeniyle Satürn, Güneş Sistemi’ndeki
en düşük yoğunluklu gezegendir; teorik olarak yeterince büyük bir
sıvı ortamda yüzebileceği söylenir.
Satürn’ün 80’den fazla uydusu bulunmaktadır. En büyük uydusu olan
Titan, kalın atmosferi ve yüzeyindeki metan-etan gölleriyle bilim
dünyasında büyük ilgi uyandırmaktadır. Titan, Dünya dışında yüzey
sıvılarına sahip olduğu bilinen tek gök cismidir.
Enceladus adlı küçük uydu ise yüzeyinin altındaki okyanustan
uzaya fışkıran su buharı gayzerleriyle dikkat çeker. Bu özellik,
Enceladus’u potansiyel yaşam barındırabilecek gök cisimleri
arasında önemli bir konuma getirmiştir.
Satürn, özellikle Cassini-Huygens uzay aracı tarafından uzun yıllar
boyunca incelenmiştir. Cassini’den elde edilen veriler, Satürn’ün
halkaları, uyduları ve manyetik alanı hakkında çok değerli bilgiler
sağlamıştır.